Ana sayfa Tawdilo Köşe Yazılar Newroz Çiçeği ve Kadın-Erkek eşitliği

Newroz Çiçeği ve Kadın-Erkek eşitliği

80
0

Mehmet Duran Şeker
”Karların eriyip toprağın her yanından bahar çiçeklerinin fışkırmaya başlamasıyla biz çocukların da keyfine diyecek olmazdı. Çiçek toplama ve özellikle de Newroz (Bızalik) çiçeklerini bulabilmek için kırlarda koşuşturmamızın ayrı bir tadı vardı. Baharın müjdecilerinin duruş, endam ve renkleri bizleri coştururdu. Gözlerimizi dürbün gibi açar, uzaklarda da olsa gördüğümüz bızalıkı kimseler koşup kapmasın diye yüksek sesle diğer arkadaşlarımıza bildirirdik. Bu koşuşturma neticesinde toplayabildiğimiz bizalıkları iştahla yerken içimizi saran bahar coşkusu ve bızalıkın kendine has tadıyla adeta sarhoş olurduk.
Esas marifet, toplayabildiğimiz bızalıkların yenmesinde değil, daha sonra toplu halde oynayacağımız oyundaki kendimizi ispat becerisinde idi.
Şimdi geriye dönerek düşündüğümde bızalık ile yaptığımız oyunumuzda toplumsal birçok gerçekliğimizin izlerine rastlamanın mümkün olduğunu görüyorum. Oyunumuzun her safhası sosyal-toplumsal belleiğimizin oluşmasında önemli roller üstlenmişti.
Topladığımız bızalıkların ezilmemesine asgari özen göstermek zorunda idik. Ezilenleri hiç tereddüt etmeden hemen mideye indirirdik. Ezilmiş bızalık ile oyunda başarılı olmak zaten mümkün olamazdı.
Baharın gelişi, tabiatın yeniden canlanması ve çiçeklerin kırları süslediği bir zamanda çocuk yaşımıza rağmen bu sürece denk düşen bir anlam ve içeriğe sahip bir oyun oynamamızın bir rastlantı olmadığı aşikar.
Oyunun içerik ve kurgusu tamamen yeni yaşama ve hayata ilişkindir. Büyüyüp evlendiğimizde doğacak ilk çocuğumuzun kız ya da oğlan olacağının şimdiden deneyini yapıyorduk. Bu oyunda esas övünç kaynağımız da, ataerkil toplumun da öngördüğü gibi erkek çocuk sahibi olabilmekti. Doğacak çocuğumuz erkekse övünecek, kız ise çoğu kez alay konusu olmaktan kurtulamıyacaktık. Bu nedenle, doğal olarak oyunda azami özeni göstermemiz gerekirdi.
Oyun sahasının hazırlanması, hangi yükseklikten doğum işinin gerçekleştirileceği, oyundaki sıralama gibi teknik konular o an hazır bulunanlar tarafından tespit edildikten sonra oyunu oynama aşamasına geçilirdi.
Bızalıklar içiçe geçmiş iki çiçekten oluşur. Dışardaki daha büyük ve içerdeki ise daha da küçük. Bızalıkı baş aşağı çevirip baş ve işaret parmaklarımız arasında sağa sola çevirirken ”Bızalık biwê, lawikekî min yan jî keçikeke min ê bibe!” ”Söyle Newroz çiçeği oğlum mu kızım mı doğacak?”. Bu soruyu, iç içe geçmiş çiçeklerin birbirinden ayrılmak suretiyle doğumun gerçekleştiği ana kadar tekrar ederdik. İçerideki çiçeğin yatağından koparak doğumun gerçekleşmesinden sonra yere düştükten sonraki duruş en çok heyecanla beklediğimiz an olurdu.
Eğer doğan çiçeğimiz ayakta dik durabildi ise, bu doğacak ilk çocuğumuzun erkek olacağının işareti sayılıyor ve keyfimize diyecek olmuyordu. Erkek olarak ne kadar övünsek de hakkımızdı, ”Erkek adamın erkek çocuğu olur”du. Çünkü ilk çocuğu erkek doğurtmuştuk! Çiçeğimizin yan düşerek yere düşmesi ise doğurtacağımız ilk çocuğumuzun kız olacağının habercisi oluyor ve kız babası olarak da alay konusu edilmemize için yeterli bir nedendi. Ayakta duran çiçek ayaktaki erkeği, yan düşen çiçek ise ilişki esnasında yerde yatan kadını sembolize ediyordu.
Bahsettiklerim 60 yıl kadar eskiye dayanan bir zaman dilimine ait bir anıdır. Şimdilerde bu oyun hala oynanıyor mu, bilemiyorum.
Görüldüğü gibi, toplumsal bellek hayatın her safhasında ilmek ilmek örülüyor. Ataerkil topluma fertlerin yetişmesinin temel taşları buralarda döşeniyor.
Fırsat buldukça, Alevi toplumundaki kadın-erkek eşitliğinin altını kalın çizgilerle çizmeye çalışan Can‘ların yüzünü gerçeğe dönerek hayatın her an ve aşamasında bu temel prensibin ne kadar hayat bulduğuna bakmasını salık veririm. Neyi nerede kusurlu yaptığımızın farkına vardığımız zaman mesafe katedebiliriz. Aksi halde bu öğretinin bizlere bıraktığı mirası bitirmek gayretkeşliğindeki mirasyedi olmaktan öteye gidemeyiz.
Sevgilerimle…
Mehmet Şeker, 21.3.2017”

AĞAĞIDAKİ BÖLÜME FİKRİNİZİ YAZIP BİZE ULAŞTIRABİLİRSİNİZ #TAWDİLO